Kemikler Köyü Mevkii Milas Bodrum Karayolu 18.km 48200 Milas Muğla - Türkiye T: +90 252 559 0283 F: +90 252 559 0287
Türkçe English

BASIN BÜLTENLERİBalık Fast Food Zinciri için Hazırlıklarımız Tamam

23/10/2017

2016 yılında su ürünleri üretimi yüzde 12,4 azalışla 672 bin 241 tondan, 588 bin 715 tona geriledi. 2011 yılında üretim rakamının 703 bin ton olduğunu da unutmayalım. Üç tarafı denizlerle çevrili Türkiye’nin kıyı şeridi  8 bin 333 kilometredir ve değerlendirmeyi beklemektedir.

2000’li yıllardan itibaren kültür balıkçılığında önemli büyüme kaydeden Türkiye, yetiştiricilik yani kültür balıkçılığında 1 milyon ton üretimiyle Avrupa’da birinci sırada olan Norveç’in ardından 260 bin tonla yer alıyor. Türkiye’de 160 bin ton deniz balığı ve 100 bin ton alabalık üretiliyor. Yunanistan ise sıralamada üçüncülüğe düştü. 

2012 yılı verilerine göre dünya su ürünleri yetiştiricilik miktarı 66,6 milyon ton olup, Çin  o tarihte bu üretiminin yaklaşık % 63 ünü karşılayan lider ülke konumundaydı. Hala da öyle… Çin’i sırasıyla, Hindistan, Vietnam, Endonezya, Tayland, Bangladeş ve Norveç izliyor. 

Beş yıl önce av ve yetiştiricilik olarak  57 milyon ton su ürünleri üretimi gerçekleştiren Çin, 2016 yılında 69 milyon ton balık ve su ürünleri üretimi gerçekleştirdiğini unutmayalım.Hindistan’ın 6 milyon ton, Vietnam ve Tayland’ın 3 milyon tondan fazla su ürünleri üretimi gerçekleştirdiği küresel pazarda Türkiye’nin alması gereken mesafeler çok. 

2025 yılına kadar, dünyanın su ürünleri talebi 42 milyon ton artacak. Türkiye rakamlarını küresel rekabet içinde değerlendirmek gerekiyor.  2017 yılında 142 milyon dolar ihracat gerçekleştiren ve dünyanın birçok ülkesinde satışlarını artıran Kılıç Deniz, Türkiye’deki 260 bin tonluk üretimin üçte birini karşılıyor. 

Kılıç Deniz 65 bin tonluk üretim kapasitesiyle dünyanın en büyük çipura ve levrek üreticisi durumuna geldi. Grubun 2016 cirosu yaklaşık 700 milyon TL olarak gerçekleşti ve 2017 ciro hedefinin bir milyar lirayı aşması bekleniyor. 

Bodrum, Salih Adası’nda tahta kafeslerde 30 ton ile başlayan bu süreci ve başarı hikayesini ve bundan sonrasına dair gelişmeleri  Kılıç Holding Başkanvekili İhsan Bozan’dan dinliyoruz…

Bu sektörde öncüsünüz. Öncü ve kalıcı olduğu için sorumluluklarınız var. Durum biraz daha farklı..
Biz bu sektörde 1990’dan beri varız. Ben 91’den beri varım ve 1994”ten beri de Genel Müdürlüğünü yapıyorum. O zamanlar 30 ton civarında balık yetiştiriyorduk ve sektörün en büyüğü idik. Şimdi 60 bin tonun üzerinde yani 2 bin kattan fazla balık üretiyoruz. Tabii kalıcı olmamak gibi şansınız yok. Bugün yumurtasını koyduğunuz balığı iki yıl sonra sonuçlarını alıyorsunuz. 

Bir de şimdiye kadar ulusal bir oyuncuydunuz şimdi küresel bir oyuncusunuz. Küresel vizyonununuzu öğrenmek istiyorum. Nereye koşuyorsunuz? 
Yazılı kaynaklarımızda da mevcuttur vizyonumuz. Varolan denizsel kaynaklarımızı kullanarak, insanlarımızın ihtiyaç duyduğu sağlıklı gıdayı en sağlıklı, en hızlı şekilde ulaşabilmesini sağlamaktır. Sadece Türk insanı için değil, dünya için de en sağlıklı su ürünlerini ulaştırırken lider kalmasını sağlamak da vizyonlarından biridir. Bunun için de inovatif çalışma içinde olmasıdır.

Bir iki örnekle bunu anlatabilir misiniz?
Bugünü anlatmak aslında hayal edilebilecek birşey değil. Biz bu işe başladığımızda 4 metreye 4 metre genişliğinde ahşap hammadde ile yapılmış kafesler vardı. Denizdeki balık bu kafeslerine 1500 tane balık koyuyorduk ve 400 ila 500 kilo balık hasat ediyorduk. Şu anda 50 metre çapında offshore kafeslerde yaklaşık 850 ila 900 bin balık koyuyoruz. Bir kafese 400 ton balık alıyoruz. 20 yıl önce Rusya’daki RAM Store’lara 350 kilo çipura gönderdik. Bir hafta sonra balığı satamadık, dediler. Şu anda Rusya’ya giden taze balık haftada 10 tır civarındadır. Amerika diye bir pazar yoktu eskiden. Üçer beşer koli göndererek şimdi 5 / 6 bin ton pazar oluşturuldu. Biz şimdi Dominik’e yatırım yapıyoruz ve Amerikan pazarına 50 bin ton balık satmayı hedefliyoruz.

50 bin ton ne zaman realize olur?
Hedefimiz 5 yıl içinde Amerika’ya 50 bin ton balık satmaktır. Yani final hedefimiz bu. Haliyle sadece Akdeniz balığı satmayacağız. İlk beş yıl sonunda 100 milyon doların üzerine çıkacağız. Yaklaşık bin kişilik bir istihdam sağlayacağız. Bir önceki gidişimde Cumhurbaşkanını ziyaret ettim. Bizi el üstünde karşıladığı gibi, Büyükelçimize teşekkür etmiş. Yatırımcınız buraya geldi, kültür balıkçılığı ile önümüzü açacak ve istihdam sağlayacak, diye. 

Orada kendi yatırımcıları da işi öğrenmiş olacaklar...
Biz orada sadece Akdeniz Balıkları üretmeyeceğiz. Oradaki lokal balıkları da üreteceğiz. Onlar da bu balıkları bizimle birlikte üretecekler. Orada sadece Amerika’yı düşünmeyin. Coğrafya geniş. Kanada, Meksika çok büyük ülke. Dominik Karaiblerde bulunuyor ve dünyanın en büyük turizm destinasyonlarından biridir.  

Bir işin ARGE Faslı var. Bu konuda ne yapıyorsunuz? 
Aslında bütün bu çalışmalar birer arge faaliyetidir. Pazarı da araştırmak da ürün yetiştirmek de… Yediğimiz bütün gıda ürünleri kültür ürünüdür. Kimse dağdan yabani otları toplayıp yemiyor. Gidip hayvan avlayıp yemiyor. Yerleşik hayata geçmişiz ve doğayı taklit ederek bunu kültürünü yapıp ihtiyacımızı karşılıyoruz. Hergün yeni bir şeyler keşfetmek zorundayız. Daima ARGE faaliyeti içinde olmanız gerekiyor.

İşin felsefesi bu, bunu realiteye nasıl yansıtıyorsunuz?
Yeni türlere çalışıyoruz. Biz bugüne kadar lokomotif ürünlerimiz çipura ve levrek ile devam ediyoruz. Mesela tekstil sektörüne girerseniz, makinaları ithal edersiniz, arazinizi alırsınız, ipliği alırsınız, beş on tane de uzman transfer ederseniz, iş tamamdır. Ama kültür balıkçılığı öyle değil. Sürekli yenilenmeniz gerekiyor. Kendi içinde ARGE olması gerekiyor. Aile işletmeleri de öyle, kurumsal büyük yatırımcılar da öyle. Biz koyların içinde aile işletmesinden dünya şirketi haline geldik.

Türkiye’de pek çok tür denendi.
Kalkan, somon vs. Sizin bu öncülüğünüz
ne durumda? 
Biz doğayı taklit ediyoruz. Su sıcaklığı, ortamın ısısı vs. Bunların hepsi sonuçta iyi irdelememiz gereken ve ortam oluşturmamız gereken unsurlar. Biz şimdiye kadar kültüre almak için 20 tür üzerinde denemeler yaptık. Biz Fangri ürettik ama rengini tutturamadık. Bunun rengini tutturmak için iki yıla ihtiyacınız var. Et dönüşüm oranı rantabl mı? Verimliliği hesaplıyorsunuz. Bir de lezzeti var. Büyüme hızı da önemli. Ticari olmayabilir. Ana nokta şu: Biz araştırma enstitüsü değil, ticari bir firmayız. Yatırımlarımızdan para kazanmalıyız. 

Nedir buradaki sorun? Türkiye’de her türle ilgili know how oluşmamış mı? 
Türkiye, bu konuda dünyadan daha iyi. Bize özellikle Ortadoğu ve Afrika ülkelerinden bize balıkçılığı öğretin diye davetler geliyor. Rusya ve Amerika bile davet etti. Amerika’da maliyetler ve kıstaslar var. Amerika, denizde ürettirmiyor. Karada üretin, diyor. Karada üretim daha maliyetli. Ve yüksek kapasiteli üretim yapamıyorsunuz. O sebeple Amerika yakınlarına yatırım yapıyoruz. Mesela granyoz’u yüksek miktarda üretiyoruz. Her sene artıracağız. Bunun yanı sıra sinarit, kalkan hatta mersin balığına kadar deneme üretimleri yaptık. Küçük işletmeler için ekonomik olabilir. 100, 200 ton kalkan üretebilirsiniz. Ame bizim için Ege’de ekonomik değil kalkan üretimi. 

Orkinos’ta da dünyada bir ilki gerçekleştirmişsiniz…
Orkinos’ta da ilk defa yumurtadan yetiştirmeye başladık. Bunun için King Ünivesitesini ziyaret ettik. Üniversite orkinos anaçlarıyla 1977’de yani 40 sene önce çalışmayı yapmışlar. 200 grama kadar getiriyorlardı yavruları, sonra yaşatamıyorlardı. Biz 2014 ilk denemeyi yaptık. Ve ilk yıl başarılı olamadık ama ikinci yıl 2 bin 700 balığı iki kiloya kadar getirdik. Ciddi paralar harcadık. Bir takım şirket sırrı denilen zincirler oluşturduk. Besin zincirleri oluşturmak önemlidir. Alg, rotifer (balık yemi) başta olmak üzere bu deneyimimizi TÜBİTAK gibi kurumlara anlatamadık. Mavi yüzgeçli orkinosu yumurtadan yetiştirmek mümkün görülmüyordu. 

Kaya levreğinden yani granyözden bahsetmiştiniz. Bu tür ile neler yapacaksınız?
Kaya levreği 2.5 kilo gibi  hasat edilecek duruma geldi. Kılçık riskini ortadan kaldırdık. Eğer işlenebilirse, koku riskini de ortadan kaldırıyoruz. Hem biz kanacağız hem de tüketiciye daha cazip fiyattan satabileceğiz. Biz farklı türler üzerinde çalışıyoruz. Granyöz bunlardan biriydi. Üretimimiz zamanla artacak. Ama biz granyöz dışında ismini vermeyeyim başka tür üretiminde de olacağız. Bu türü Dominik’te de üretime alacağız. 

Siz artık sadece üretici konumda olmayacaksınız gibi bir durum görüyorum. Tüketiciye ulaşan, marketleri olan vs...
Bu safhadan sonra öne çıkmamız gereken yönümüz markamız. Biz üretiyoruz ama katma değer sağlayamıyoruz. En başta söylemem gerekiyordu. Biz tercih edilen marka olmalıyız. Biz bu sektörün en büyük firmasıyız ama nihai tüketici bunu bilmiyor. Tüketici Kılıç’ın balığını istemelidir. Hem Türkiye için hem dünya için. Bunu yapabilecek güçteyiz. Market zincirleri oluşturmalıyız. Bizim Kılıç Balık markamız var, bir de Kaptan Kılıç diye fast food restoran zincirleri kurmaya başladık. Pilot uygulama başlattık. Çok fazla talep var. Franchaise istiyorlar. Hazır değiliz ama birkaç yıl içinde bu alanda önemli bir zincir kuracağız. 

Hız kazanmanız için ne lazım?
Su ürünleri sektörü kanunun bu yüzyıla uyum sağlayacak durumda değil. Yeni bir kanun lazım. Bir planlamaya ihtiyacımız var. Sadece bizim sektörümüz için değil. Mikro ve marka planlama gerekiyor. Yetki bir kurumun elinde olması lazım. Ben bir izin için iki yıl beklemek istemiyorum. Sabahtan beri Mersin Bölgesi yatırımlarıyla ilgili konuşuyorum. Biz yeni dönemde Mersin Bölgesine büyük yatırım yapacağız. 

Ne kadar büyüklükte yatırım olacak?
Birkaç yıl içinde 30 bin ton üretime ulaşacağız. Bu şu demek. Bizim şu an çalışanımız sayısı 2 bin civarında ve 60 bin üretiyoruz. Yani Mersin’e de bin kişilik bir istihdam oluşturacağız. Türkiye açısından baktığımızda 150 milyon Euro’luk yeni bir iş hacmi ve yüzde 70’ini ihracat demektir.

Dominik’e gittiniz ve birkaç ülkede de varsınız. Bize de gelin diyen başka ülkeler var mı? 
İki yönlü var. Ülkelerin çoğu, bize Aqua işini öğretin diye geliyorlar. Bu işin pazarı Avrupa ve Amerika. Ortadoğu şu anda kısıtlı bir pazar. Mesela Tunus üretici bir ülke balık satamazsınız. Biz ne yapıyoruz? Yavru satıyoruz. Yakında yem satacağız. Alabalıkta döllenmiş yumurta meselesi var ama çok büyük pazar yok orada. Bilgimizi paylaşmakla yetiniyoruz. Biz yavru satıyoruz. O ülkelerde yavru ön büyütme tesisleri yapabiliriz. O konuda çalışmalarımız var.

Balık yemi tedarikinde ne durumdasınız?
Biz şu anda yüzde 100 kendi ihtiyacımızı karşılayabiliyoruz. Çok cüzi miktarda başkasına da verebiliyoruz. Şimdi hazırlıklar yapıyoruz. Yeni yatırımlarla 2019’da başka firmalara da balık yemi tedariki yapabileceğiz. Vizyonumuzu daha iyi anlatabilmek için söylüyorum. Biz Moritanya’da balık yemi fabrikası kurduk. Kendi ihtiyacımızı karşılıyoruz. Birkaç ülke ile daha görüşüyoruz. Başka ülkelerde de yatırım yapacağız. Stratejik alanlarımızdan biri de yemdir. Burada balık yağı da çıkarılıyor. Balık yağını Omega 3 tablet olarak da üretilebiliriz. Entegre bir yapılaşma içindeyiz.

En son Umman’a uçakla balık götürdünüz...
Canlı yavru balık taşımamız olay oldu. Dominik’e de yavru balık götürüyoruz. Amerika’da küçük bir işletmemiz var. Hasatlık balığı uçakla gönderiyoruz. Çok yere gönderebiliyoruz. İzmir’deki uçak kargoların en büyük müşterisiyiz.  Suudi Arabistan’a da yavru balık gönderiyoruz. Kuluçkahane için de yeni alan seçimi için uğraşıyoruz. Mersin bölgesi yatırımlarında kuluçkahane ve adaptasyon merkezleri yapacağız. Umman’a yapabiliriz. 

Şu da olsa, iyi olurdu, diyebileceğiniz bir şeyler var mı?
Yaptıklarımız daha yüzde 10 mesafesinde, tür yetiştirme ve markalaşma süreci bakımından. Dünyada en hızlı büyüyen sektör budur. Su ürünlerinde kültür balıkçılığı, toplam su ürünlerinin yarısına yakın büyüklüğe geldi. Yetiştiricilik oranı sürekli artıyor. Devletin yetiştiricilik alanlarını önceden belirlemesi lazım...


























































































































Balık Fast Food Zinciri için Hazırlıklarımız Tamam Balık Fast Food Zinciri için Hazırlıklarımız Tamam